Forum47


PORTAL Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et
Geri git   Forum47 Mardin'in Gülü >
•.(¯`•.Eğitim •´¯).• > Bilim - Kültür > Kültür
Kullanıcı ismi
Şifreniz
Kayıt ol Radyo Üye Listesi Ajanda Arama Bugünkü Mesajlar Bütün Forumları okunmuş kabul et

Tags: , , , , , , , ,

Konu Bilgileri

türkü taşlama tekerleme mani deyiş kavuştak koçaklama güzelleme...türleri.!

Görüntülemeler : 5792

Konudaki Cevap Sayısı : 2

Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler :  

Anket: KONUDAN MEMNUN KALDINIZMI
Cevap şıkları
KONUDAN MEMNUN KALDINIZMI

Yeni Konu aç Cevapla
 
Konu Araçları Stil
Alt 06-17-2008, 11:59   #1 (permalink)
Devamlı Üye
 
TACDİN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 

www.forum47.com
Bilgiler
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 3,387
Üye No: 28
Teşekkür Thanks: 7,053
Thanked 5,821 Times in 2,729 Posts
İtibar
Rep Puanı : 300
Rep Derecesi : TACDİN is a jewel in the roughTACDİN is a jewel in the roughTACDİN is a jewel in the roughTACDİN is a jewel in the rough
türkü taşlama tekerleme mani deyiş kavuştak koçaklama güzelleme...türleri.!




türkütaşlamatekerlememanideyişkavuştakkoçakl amagüzellemetürleri!


Türkü
Türkiye’nin sözlü geleneğinde, bir ezgi ile söylenen halk şiirinin her çeşidini göstermek için en çok kullanılan ad "türkü"dür Özel durumlarda ya da ezginin, sözlerin çeşitlemesine göre ninni, ağıt, deyiş, hava adları da kullanılmaktadır Türk halk edebiyatı nazım şekli ve türüdür Ezgisi yönüyle diğer halk şiiri türlerinden ayrılır Türküler genellikle anonimdir İsimleri bilinen saz şairlerinin söyledikleri de giderek halka mal olmuştur İlk türkü söyleme "Türkü yakmak" diye anılır Türkü adı Türk sözcüğüne Arapça "ı" eki eklenmesiyle ortaya çıkmıştır "Türk’e özge" anlamına gelir
Türkü, Türk halk şiirinin en eski türlerindendir Bu kelime ilk defa XV Yüzyılda Doğu Türkleri tarafından kullanılmıştır Hikmet Dizdaroğlu, Anadolu’da türkünün ilk örneğini Öksüz Dede’nin verdiğini belirtir Türküler genellikle hece vezninin 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla kıtalar halinde söylenir Her kıta türkünün asıl sözlerinin bulunduğu bend ile nakarattan meydana gelir Nakarat her bendin sonunda tekrarlanır Bu kısım bağlama veya kavuştak diye de bilinir Türküleri kesin ayrıma sokmak güçtür Bir yörede yakılan türkü diğer bir yöreye şekli ve söyleniş biçimi değişerek geçebilir Türküler ezgilerine, konularına ve yapılarına göre ayrılır
1 Ezgilerine Göre Türküler
a Usulsüzler: Uzun havalardır Divan, koşma, hoyrat gibi çeşitlere ayrılır
b Usullüler: Oyun havalarıdır Bu türe Konya’da oturak, Urfa’da kırık denilir
2 Konularına Göre Türküler:
Ninniler ve çocuk türküleri, tabiat üzerine türküler, aşk türküleri, kahramanlık türküleri, askerlik türküleri, tören türküleri, iş türküleri, eşkıya türküleri, acıklı olaylarla ilgili türküler, güldürücü türküler, karşılıklı söylenen türküler, oyun türküleri, ağıtlar
3 Yapılarına Göre Türküler:
a Mani kıt’alarından kurulu türküler: Birbirleriyle ilgili konularda söylenmiş manilerin sıralanarak ezgiyle okunmasından meydana gelir
b Dörtlüklerle kurulu türküler

ÖRNEK:

HAVADA BULUT

Havada bulut yok bu ne dumandır
Mahlede ölüm yok bu ne figandır
Adı Yemen’dir gülü çemendir
Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep nedendir

Kışlanın önünde redif sesi var
Bakın çantasına acep nesi var
Bir çift kundurayla bir de fesi var

Adı Yemen’dir gülü çimendir
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep nedendir

HAM MEYVE

Çamlığı başında tüter bir tütün
Acı çekmeyenin yüreği bütün
Ziyamın atını pazara çekin
Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler

Uzun olur gemilerin direği
Yanık olur anaların yüreği
Ne sen gelin oldun ne ben güveyi
Onun için açık gider gözlerim

Ham meyveyi kopardılar dalından
Beni ayırdılar nazlı yârimden
Eğer yârim tutmaz ise elimden
Onun için açık gider gözlerim

Benim yârim yaylalarda oturur
Ak ellerin soğuk suya batırır
Demedim mi nazlı yârim ben sana
Çok muhabbet tez ayrılık getirir

Taşlama
Bir kimseyi yermek veya toplunun bozuk yönlerini iğneleyici bir dille eleştirmek için yazılan şiir Halk edebiyatı nazım türüdür

ÖRNEK TAŞLAMA: Ruhsatî

Tekerleme

Sözlüklerde "ağızda yuvarlanan söz, saçma sapan söz, eşsesli kelimelerle kurulu konuşma" anlamlarına gelen tekerleme masal, hikaye, bilmece, halk tiyatrosu gibi bazı edebi türler içinde veya bağımsız olarak söylenen ölçülü ve kafiyeli sözlerdir Çokluk çocuk folklorunda hoşça vakit geçirmek, konuşma kabiliyeti kazanmak, oyunlarda eş ve ebe seçmek için bu yola başvurulur Masal tekerlemesi, oyun tekerlemesi gibi adlar alırlar En çok çocuk oyunlarında, masalların baş, orta ve sonunda söylenirler Yöreye göre değişik isimle de söylenirler Doğu Anadolu’da döşeme, Güney Anadolu’da sayışma denir Karagöz ve ortaoyununda muhavere, çocuk oyununda ebe, çıkarmada ise sayışma diyebiliriz Türk edebiyatında ilk tekerleme örneklerine XI yüzyıldan itibaren rastlanır Divanü Lügati’t Türk’te bazı tekerlemeler yer alır

ÖRNEK TEKERLEME:

Yağ yağ yağmur
Tarlada çamur
Teknere hamur
Ver Allahım ver
Sellice yağmur

Evvel zaman içinde
Kalbur zaman içinde
Deve tellal iken
Sinek berber iken
Ben annemin babamın beşiğini
Tıngır mıngır sallar iken
O yalan bu yalan
Fili yuttu bir yılan
Bu da mı yalan

Tekerleme

Âşık fasıllarında, saz şairlerinin yaptıkları şiir yarışmaları Halk dilinde tekerleme, âşıklar arasında tekellüm olarak adlandırılır Bu tür şiirler ya söylenmesi zor sözcüklerden meydana getirilir ya da darayak şeklindedir Ayak daraldıkça kafiye bulmak zorlaşır Âşıklardan biri fasal aralarında tekerlemeye başlar ve yeni bir ayak açar

ÖRNEK TEKERLEME: Kâtibî



Mani
Başta aşk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türü Çoğunlukla 7 heceli dört dezilek bir bendden meydana gelir Ama dizeleri 4-5-8-10-14 heceli kalıplarla söylenmiş maniler de vardır Birinci, ikinci dördüncü dizeler birbirleriyle kafiyeli, üçüncü dize serbesttir Yani kafiye dizilişi aaxa'dır Aaaxa düzeninde maniler de var İlk iki dize hazırlık dizeleridir Son iki dize ile anlam bağlantısı yoktur Asıl anlatılmak istenen son iki dizede verilir Bir çok mani çeşidi vardır En çok kullanılanlar düz ya da tam mani, kesik mani, cinaslı mani, yedekli mani, artık mani’dir
Düz mani: Yedişer heceli dört dizeden oluşur Kafiyeleri çokluk cinassızdır

ÖRNEK MANİLER:

Akşamlar olmasaydı
Badeler dolmasaydı
Yâr koynuna girince
Hiç sabah olmasaydı

A benim bahtiyarım
Gönülde tahtı yârim
Yüzünde göz izi var
Sana kim baktı yârim

Anne demeye geldim
Kaymak yemeye geldim
Meramım kaymak değil
Yâri görmeye geldim

Bağlarında üzüm var
Mor şalvarda gözüm var
Kaçma yârim uzağa
Sana bir çift sözüm var

Dağlarda gezer oldum
Okuyup yazar oldum
Ben bir güzel uğruna
Kuruyup gazel oldum

Hıçkırık tuttu beni
Tuttu kuruttu beni
Elin oğlu değil mi
Gitti unuttu beni

Kahve Yemen’den gelir
Bülbül çimenden gelir
Ak topuk beyaz gerdan
Her gün hamamdan gelir

Kesik mani: Birinci dizesi 7 heceden az, anlamlı ya da anlamsız bir sözcük grubu olan maniler Bu kesik dize sadece kafiyeyi hazırlar Eğer meydan ve kahvehanelerde söylenen ve ilk dizeleri "aman aman" ünlemi ile doldurulan manilerse bunlara İstanbul manileri denir

ÖRNEK KESİK MANİ:
Karaca
Aldım aşkın tüfeğin
Vurdum bir kaç karaca
Dünyada bir yâr sevdim
Kaşı gözü karaca

Dağ bana
Bahçe sana bağ bana
Değme zincir kâr etmez
Zülfin teli bağ bana

Ayağı
Kuşlardan bir kuş gördüm
Var başında ayağı
Üstad manici isen
Aç maniden ayağı

Cinaslı mani: Kesik manilerde eğer kafiye cinaslı ise bunlara cinaslı mani denir
Yedekli mani: Düz maninin sonuna aynı kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen maniler Cinaslı kafiye kullanılmaz, birinci dizeleri anlamlıdır Yedekli maniye artık mani de denir

ÖRNEK ARTIK MANİ:

Ağlarım çağlar gibi
Derdim var dağlar gibi
Ciğerden yaralıyım
Gülerim çağlar gibi
Her gelen bir gül ister
Sahipsiz bağlar gibi

Tası yok tası yok
Ne viran çeşme imiş
Su içecek tası yok
Yıkıldı viran gönlüm
Yapacak ustası yok
Şu vefasız dünyanın
Ucu var ortası yok

Deyiş: İki kişinin karşılıklı söylediği manilerdir Soru yanıt şeklinde düzenlenir Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır

ÖRNEK DEYİŞ:

Adilem sen naçarsın
İnci mercan saçarsın
Dünya deniz olanda
Gönlüm nere kaçarsın

Ağam derim naçarım
İnci mercan saçarım
Dünya deniz olunca
Ben kuş olup kaçarım

Adilem sen naçarsın
La’l ü gevher saçarsın
Ben bir şahin olunca
Yavrum nere kaçarsın

Ağam derim naçarım
La’l ü gevher saçarım
Sen bir şahin olunca
Ben yerlere kaçarım

Adilem sen naçarsın
La’lü gevher saçarsın
Ben azrail olunca
Kuzum nere kaçarsın

Ağam derim naçarım
La’l ü gevher saçarım
Sen azrail olunca
Ben cennete kaçarım



Ninni
Çocuğun uyumasının sağlanması ya da ağlamasının durması için, sade bir dille ve hece ölçüsüne göre ezgili olarak söylenen ürünler Söyleyeni belli olmayan bu ürünler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden oluşur Özel bir beste ile söylenir Bu sözler annenin o andaki ruh durumunu yansıtır Ninniler genellikle mani türünde bir dörtlükten meydana gelen bir çeşit türküdür Ninni, Divanü Lügati’t Türk de "balubalu" diye adlandırılır Öteki Türk boylarında değişik isimler verilmiştir

ÖRNEK NİNNİ:

Dandini dandini danalı bebek
Elleri kolları kınalı bebek
Benim oğlum nazlı bebek
Uyusun yavrum ninni
(Manisa yöresinden)

Çaya vardım çay susuz
Çadır kurdum yaylasız
Benim yavrum pek huysuz
Ninni yavrum ninni
(Denizli yöresinden)

Ağıt
Doğal afetler, ölüm, hastalık vb çaresizlikler karşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duyguları ifade eden ezgili ürünlerdir Ağıt söyleme işine ağıt yakma, ağıt söyleyenlere ise ağıtçı denilmektedir

ÖRNEK AĞIT: Celali



İlahi
Tanrıyı övmek, ona yakarmak için söylenilen dini şarkılara ilahi denir Tekke edebiyatında ise din ve ahlakla ilgili şiirler ilahi adıyla tanımlanır Hem koşma, hem semai biçiminde ve hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazılmış şiirlerdir Hece ölçüsünde 7, 8 ve 11’li kalıplar tercih edilmiştir İlahi yazarı halk şairleri içinde ilk akla gelen Yunus Emre’dir Daha sonra Eşrefoğlu Rumi, Niyazi-i Mısrai, Aziz Mahmut Hüdayi, Yunus Emre’nin etkisinde kalarak ilahiler yazmışlardır Bektaşi ilahilerine "nefes", Alevi ilahilerine "nefes", "deme", "deyiş", Mevlevi ilahilerine "ayin", Gülşeni ilahilerine "tapuğ", Halveti ilahilerine "durak", diğer tarikatlar da ise cumhur veya ilahi adı verilir Dörtlüklerle yazılanlarda kafiye düzeni koşmaya, beyitlerle yazılanlarda kafiye düzeni gazele benzer
Giriş bölümüne zemin, gelişme ve sonuç bölümüne miyan denir Bu ikisinin arasında nakarat bölümleri bulunur Müzik parçası olarak bakıldığında zemin-nakarat-meyan-nakarat sistemindeki bir kalıba uyarlar Toplu halde seslendirilmek için bestelenmiş ilahiler "cumhur ilahi" diye bilinir Solo ilahilerde de koronun söylediği parçaya "cumhur" adı verilir İlahiler okundukları yer ve zamana göre cami ilahisi, tekke ilahisi, mektep ilahisi, ramazan ve muharrem ilahisi, Mekke ilahisi, Kadir Gecesi ilahisi gibi adlarla anılır

ÖRNEK İLAHİ: Yunus Emre



Semai

Halk şiirinde hecenin sekizli ölçüsü ile koşma biçiminde düzenlenen ve özel bir ezgi ile söylenen şiirlerdir Genellikle en az üç, en fazla beş dörtlükten oluşurlar Çoğunlukla doğa, güzellik, ayrılık kavuşma gibi duygusal ve lirik temaları işlerler Semainin hece ölçüsünün yanında aruz kullanılarak yazılanları da vardır

ÖRNEK SEMAİ: Karacaoğlan

Varsağı
Özel bir ezgiyle söylenen koşmaya denir Önce Güney Anadolu’da yaşayan Varsak Türkleri tarafından söylendiği için bu adla anılır Semâiye benzer Hece ölçüsünün en çok sekizli kalıbıyla yazılır 4+4 duraklı veya duraksız olur Kafiye şeması şöyledir: Xaxa bbba ccca
Semâiden ezgi yönüyle ayrılır Varsağı yiğitçe bir havayla okunur Çokluk içinde "bre", "hey", "hey gidi", gibi ünlümler yer alır Bu ünlemlerin bulunmadığı varsağılar ezgisiyle fark edilir

ÖRNEK VARSAĞI: Karacaoğlan

Selis
Halk edebiyatında aruz ölçüsü kullanılarak yazılan şiirlerdir Genellikle 19’uncu yüzyıl aşıkları tarafından kullanılan selisin en fazla yazılan tipi gazeldir Hece ölçüsünün on beşli kalıbına da uyan selislerin en belirgin özellikleri farklı bir ezgiye sahip olmalıdır



Nefes
Dini temellere bağlı aşık edebiyatı nazım şekillerinden ilahilerin Alevi-Bekteşi aşıklarınca yazılanlarına denir Konusu genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücud, Alevi-Bektaşi ilkeleri, tarikat kurallarıyla ilgilidir Dili sade bir Türkçe olan nefesler biçim olarak koşmaya benzer Dörtlükler halinde hece ölçüsünün 7, 8, 11’li kalıpları ile ya da az da olsa aruzla yazılanlara rastlanmaktadır Dörtlük sayısı 3-7 arasında değişir Fazla da olabilir

ÖRNEK NEFES:

Biz Urum Abdallarıyız
Maksadımız yârdır bizim
Geçtik ziynet kabâsından
Gencinemiz erdir bizim

Dâim kılarız biz zârı
Harceyleriz elden var,
Dost yoluna verdik seri
Mürkirimiz hârdır bizim

Aşk bülbülüyüz öteriz
Râh-i Hakka yüz tutarız
Mânâ gevherin satarız
Mürşidimiz vardır bizim

İstivâyı gözler gözüm
Seb’almesanidir yüzüm
Ene’l Hakk’ı söyler sözüm
Mi’râcımız dârdır bizim

Haber aldık mahkemâttan
Geçmeyiz zâttan sıfattan
Balım nihan söyler Haktan
İrşâdımız sırdır bizim

Balım Sultan

Ayin
Mutasavvıflara has bazı hal ve hareketleri ifade etmek için ilk defa İranlılar tarafından kullanılan ayin, daha sonra Türk Tasavvuf Edebiyatı’na da geçmiş Mevleviler’in sema meclislerinde söyledikleri ilahilere verilen ad olmuştur

Tapuğ
Gülşeni adlı tarikata bağlı şairlerin ayinler sırasında okudukları makamlı şiirlere tapuğ adı verilir

Cumhur
Mevlevi ve Bektaşi dergahları dışındaki dergah ve tarikatlarda topluca okunan ilahilere verilen addır

Hikmet
Dini ve tasavvufi halk şiirinde şairin anlayış ve sezgilerine göre din konularını işleyen şiirlere hikmet denir

Devriye
Dini ve tasavvufi halk edebiyatında devir felsefesini savunan ve anlatan şirlerdir Devriye, evrenin ve insanın tanrıdan çıkıp, tekrar tanrıya döndüğünü savunan felsefedir

Şathiye
Dini ve tasavvufi halk şiirinde genel olarak mizahi manzumelere şathiye adı verilir Şathiyeler, mutasavvuf şairlerce söylenmiş ya da yazılmış, tasavvufi inançları dile getiren, anlaşılması yorumlanmasına bağlı şiirlerdir Tasavvufi konuları işleyenleri şathiyat-ı sûfiyâne adını alırlar Şathiyelerde Allah’ın celâl sıfatının değil, cemâl sıfatının ön plana çıkarıldığı görülür Bu tür şiirlere genellikle Bektaşi-Alevi şairlerinde rastlanır Allah ile alay eder gibi yazılmış şathiyeler küfür sayılmıştır

ÖRNEK ŞATHİYE: Azmî

Tevhid
Allah’ı, yaratılış ve kainatın aslı gibi unsurları bir arada yorumlayan manzumelere "tevhid" denir Çoğunlukla Divan edebiyatı nazım türleri olan gazel, kaside ve mesnevi biçimlerinde kaleme alınmışlardır Ve ölçüleri de çoğunlukla aruzdur

Nutuk
Tekkelerde tarikat ulularının özellikle eğitici mahiyette olmak üzere söyledikleri şiirlerdir

Deme
Alevi-Bektaşi tarikatından tasavvuf şiirlerinin tarikatlarını ve hareketleriyle ilgili temaları işleyen, sorunlarını konu edinen şiirlerine "deme" adı verilir Genellikle 8’li hece ölçüsüyle yazılan demeler saz eşliğinde kendine özgü bir makamla söylenir

Duvaz
Yine Alevi ve Bektaşi şiirinde bir türdür Düvaz imam, düvaze, imam da denilen duvazlar On İki İmam’ı öven nefeslerdir



Güzelleme
Âşık edebiyatında insan ve doğa güzelliklerini işleyen koşmalar Genellikle aşık olunan kadın, kız, gelin, dağ ağaç, hayvan, çiçek gibi unsurlar işlenir

ÖRNEK GÜZELLEME: Ruhsatî

Hoyrat ya da Horyat
Dört dizelik serbest tarzda halk edebiyatı nazım türü Söz ve ezgisinde yiğitlik havası hakimdir Irak’ta Türkler’in yoğun olduğu Kerkük ve Erbil ile Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Kars yörelerimizde yaygındır Basit üsluplu, derin anlamlı, uyumlu, cinaslı sözcüklerden kuruludur Genellikle 7 hecelidir Benzer dizelerin başına veya sonuna konulan ve miyan denilen ek sözcüklerle vezin bozulabilir İlk dize bir anlam ifade eden ve diğer dizelere ayak veren cinaslı bir sözcüktür Hoyran söyleyenlere hoyrat çağıran ya da sazlıyan (yas törenlerinde ağıt yakan anlamında) denir Anadolu’da hoyratların bir bölümüne ayaklı mani, kesik mani adı da verilir

ÖRNEK HOYRAT:

Dolandı gün
Döndü gün dolandı gün
Men sene daldalandım
Sene de dolandı gün

Güle naz
Bilbil eyler güle naz
Girdim dost bağçasına
Ağlayan çok gülen az

Yüz aya değer
Hüsniv yüz aya değer
Ay var bir güne değmez
Gün var yüz aya değer

Düşte gör
Hayalde gör
Hayalde gör düşte gör
Düşenin dosti olmaz
İnanmazsan düşte gör



Kalenderî
Halk şairleri tarafından aruzun mef’ûlü mefâ’îlü kalıbıyla gazel, murabba, muhammes, müseddes biçiminde söylenen şiire denir Özel bir ezgiyle okunur Ezgisi bakımından düz kalenderî, Acem kalenderisi, Emrah kalenderisi gibi çeşitlere ayrılır Kafiye düzeni divan ve semaî ile aynıdır Bu tür şiirler 3+4+3+4 veya 7+7 şeklinde ondört heeceli iken, sonradan yerine aruz vezninin geçtiğini ileri sürenler vardır

ÖRNEK KALENDERÎ: Tokatlı Nurî

Kavuştak
Halk edebiyatında bentler arasında tekrarlanan dizelerdir Bağlama ve nakaratla aynı anlamdadır Türkülerde sık kullanılır

ÖRNEK KAVUŞTAK:

Keklikte gelek olmaz
Sen boyda melek olmaz
Gözünü sevdiğim yâr
Her yerde henek olmaz

Gel gel yanıma keklik
Kadan canıma keklik
Kınalı parmakların
Batır kanıma keklik

Tüyünü döker gelir
Ayağın seker gelir
Yâri arzulayan da
Dağları söker gelir

Gel gel yanıma keklik
Kadan canıma keklik
Kınalı parmakların
Batır kanıma keklik

Koçaklama
Konusu savaş, yiğitlik, kahramanlık olan halk edebiyatı şiirleri Çoşkun ve yüksek tempolu söyleyişleri vardır Halk edebiyatımızda bu türün en güzel örneklerini Köroğlu ile Dadaloğlu vermiştir
______________________________________________________________________
İmza


Kalp Krizine Son Aşağıdaki Link'i Tıklayınız
TACDİN isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Google Sponsoru
Cevapla


Şu an bu konuyu görüntüleyen kullanıcı sayısı: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları
Stil

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Kapalı



Saat 07:08.


Yapımcı: vBulletin Version 3.8.2
Copyright ©2000 - 2012 , Jelsoft Enterprises Ltd.br

Copyright © 2012 , FORUM 47 ©All Rights Reserved
Türkçe Çeviri: Murat


9 11 12 13 14 15 16 17 18 19 30 31 36 37 39 40 41 42 43 44 45 47 48 49 50 52 53 55 56 57 58 60 61 62 63 64 65 66 67 70 71 72 73 74 75 79 81 84 85 87 88 89 90 92 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 105 106 107 110 112 117 118 119 121 122 123 124 125 126 132 135 136 139 141 142 143 144 145 146 150 157 158 160 163 164 165 166 167 169 170 171 172 173 174 175 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 204 205 206 209 211 212 213 214 216 219 220 221 225 226 227 229 232 233 234 235 236 237 238 242 243 247 248 249 250 251 252 253 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 271 272 273 274 276 305 306 307 308 309 310 311 312 313 318 319 324 325 326 330 331 333 334 339 341 343 344 347 350 353 355 360 362 407 411 414 440 441 442 443 464 469 470 471 472 473 474 475 476 489 490 497 501 502 505 506 512 513 514 516 518 520 521 522 525 526 527 529 530 533 534 536 537 538 541 542 544 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556 557 558 559 560 565 566 567 569 570 571 573 574 575 577 578 579 580 581 582 584 585 586 588 589 590 591 592 593 594 595 596 598 599 600 601 602 613 615 617 623 631 632 633 634 635 636 637 638 641 642 644 645 646 647 648 649 650 651 652 655 656 657 658 660 661 662 664 665 666 667 668 669 670 671 672 673 674 675 676 677 678 679 680 681 683 684 685 687 688 689 690 691 692 693 695 710 715 716 717 718 719 720 722 723 724 725 726 727 728 729 730 731 732 733 734 735 736 738 739 741 743 744 745 746 747 748 749 750 751 752 753 754 755 760 761 762 763 764 765 770 784 785 786 787 788 789 790 791 799 800 801 802 803 804 805 806 807 808 809 810 811 812 813 814 815 816 817 825 826 827 828 829 830 831 832 833 834 835 836 838 839